Bisiklet videoları izlerken 2 bölümlük çok güzel bir etkinlik videosuna denk geldim. 2 yıl önce gerçekleşen bir etkinliği kaçırmışım ama olsun izlerken sanki bugün olmuşçasına heyecanlandım. 2 yıl öncesinde başka heyecanlar peşindeydim. Farkındalığınız ne yönde ise dünyayı o doğrultuda görürsünüz.
Apidura’nın düzenlemiş olduğu ‘Paralles24 challenges’dan bahsedeceğim.
24 saat içinde hiç durmadan gidebileceğiz kadar kilometre gitmeniz gerekiyor. Durursanız, uyursanız, mola verirseniz hepsi bu süre içerisine dahil ediliyor. Dünya üzerinde bir sürü bisikletçi aynı anda bu 24 saatlik sürüşü gerçekleştirdi.
İzlediğim videolar Özcan Uğur’dan. Kendisi bu etkinliğe katıldı ve sağ olsun biz bisiklet sevenlere de 2 video bıraktı. Kendisi için eminim unutulmaz bir deneyim olmuştur.
Özcan Uğur 24 saat içinde toplamda sadece 58 dakika mola vererek; bu molanın içinde uyku yok genelde su ve yemek ihtiyacını karşılamak için verilen süper hızlı molalar, Bandırma’dan Antalya’ya 575 kilometre bisiklet sürdü.
Gece tek başına yola çıktı, kimse onun için yolları falan kapatmadı, karanlıkta yanından TIR’lar silme geçerken emniyet şeridinin bozuk yollarında yol almaya başladı. Cesur yürek Özcan Uğur’un anlatımı oldukça samimiydi, özellikle Denizli’den sonra 17 kilometre boyunca zorlu rampada 38 derece sıcaklıkta gösterdiği sabır takdirlikti. Videoyu izlerken onunla beraber benim de bozuk yollarda bileklerim ağrıdı, uykum geldi, acıktım, yoruldum. Sallandıkça bozuk yollara kahrettim. Hiç bitmeyecekmiş gibi gelen rampalarda kendimden geçtim, sıcaktan bunaldım, resmen o yolculukta ona eşlik ettim.
Bu kadar kısa bir sürede tek başına bu kadar yol almak; bunun tek açıklaması bisiklete duyulan aşk…  Bisiklet artık onun kolu bacağı olmuş, resmen bisikletle bütünleşmiş. Üzerinde o kadar doğal hareket ediyor ki kesinlikle izlenmesi gerekir diye düşünüyorum. Bu arada sürüş yaparken bilgi ve tecrübelerini de paylaşıyor.
Bir taraftan da düşünüyorum insan neden böyle meydan okumalara katılır? 
Ne kadar geliştiğini görmek mi istiyor yoksa ciddi ciddi önündeki bütün sınırların üzerinden geçip gitmek mi? Ya da ben de varım mücadelesi mi? Adını ne koyarsanız koyun bu tarz etkinlikler fazlasıyla motive edici. Kendi hikayelerini yazarken, aynı geminin yolcularına da kendi hikayelerini yazmaları için birer boş sayfa bırakıyorlar.
İnsan bir şeyleri ne kadar çok yaparsa o kadar gelişir, rutinlerinin dışına çıkarak eksikliklerini görebilir, eksikliklerini gidermek için de uğraşır. Bu uğraşların karşılığını da her zaman alır. Arkasından gelen insanlar için de birer motivasyon kaynağı olurlar. Ben yine çok gaza geldim. Hadi hayırlısı…