Antalya yıllardır Türkiye’nin vitrini. Tarımın, turizmin başkenti, güneşin şehri, yatırımcının gözdesi… Ancak madalyonun bir de görünmeyen yüzü var. O yüz, kirayı ödeyemediği için şehir merkezinden çevre mahallelere taşınan memurun, ev sahibiyle her ay gerilim yaşayan emeklinin, maaşının yarısından fazlasını kiraya veren genç çalışanın yüzü...
Son yıllarda Antalya sadece turist değil, yoğun bir iç ve dış göç de aldı. Özellikle pandemi sonrası dönemde büyükşehirlerden gelenler, yabancıya konut satışındaki artış ve yatırım amaçlı alımlar piyasayı ciddi biçimde yukarı taşıdı. Konut artık barınma aracı olmaktan çıktı, maalesef birikimi ticarette değerlendirmeyenler için yatırım enstrümanına dönüştü.
Bugün şehir merkezinde ortalama bir dairenin kira bedeli, asgari ücretlinin gelirinin büyük bölümünü yutuyor. Öğretmen, polis, sağlık çalışanı gibi kamu görevlileri dahi merkeze yakın semtlerde ev bulmakta zorlanıyor. Antalya’da çalışıp Antalya’da yaşayamamak gibi garip bir tablo oluştu.
Peki sorun sadece fiyat artışı mı? Hayır. Arz-talep dengesinin bozulması, kısa dönem kiralamaların yaygınlaşması ve yeni konut üretiminin daha çok üst gelir grubuna hitap etmesi de krizi derinleştiriyor. Şehir büyüyor ama sosyal konut üretimi aynı hızda artmıyor. Dar gelirli için alternatif neredeyse yok.
Bir başka boyut da şu: Antalya’nın ekonomisi turizme bağlı. Turizm sezonunda çalışan binlerce emekçi var. Ancak sezonluk çalışan bir kişinin 12 ay kira yükünü taşıması neredeyse imkânsız. Bu da kayıt dışı paylaşımları, kalabalık ev yaşamını ve sosyal sorunları beraberinde getiriyor.
Yerel yönetimlerin ve merkezi idarenin burada daha proaktif bir politika geliştirmesi gerekiyor. Sosyal konut projeleri, kira destek mekanizmaları ve planlı şehirleşme artık tercih değil zorunluluk haline geldi. Aksi halde Antalya yatırımcı için cazip ama yerli halk için zor bir şehir haline gelir.
Unutmayalım; bir şehir sadece otelleriyle değil, içinde huzurla yaşayan insanlarıyla değerlidir. Antalya büyümeye devam edebilir. Ancak asıl mesele şu: Bu büyümeden Antalyalı pay alabiliyor mu, yoksa kendi şehrinde misafir gibi yaşamak zorunda mı kalıyor?
İşte asıl cevaplanması gereken soru budur.
Büyüyoruz ama...
Mehmet Yenikaynak
Yorumlar