Her yıl 3 Haziran’da kutlanan Dünya Bisiklet Günü, sadece iki tekerlekli bir aracın değil, aynı zamanda sağlıklı yaşamın, sürdürülebilir ulaşımın ve çevre dostu bir geleceğin simgesi olan bisikletin önemini kutlama fırsatıdır. Sadece bisiklet binenlerin değil; çevreyi, geleceği, önemseyen herkesin günüdür.

Her gün kontağa basmak yerine pedala basıyorsak sadece kendimiz için değil, insanlık için gelecek için yolda bir bisikletli gördüğünüzde o kişinin senin geleceğini de korumaya çalıştığını bil ve ona göre davran. Çünkü çoğu insan güvenlik yüzünden o pedalı çeviremiyor. O pedal dönmedikçe de bisiklet sporu gelişemiyor. Oturduğumuz yerden dünyada günlerce süren yarışları, organizasyonları izlemekle yetiniyoruz.

Alabileceğimiz her türlü güvenlik önlemini alsak da motorlu bir taşıt işin içine giriyorsa olay hastanede bitiyor. Yeri geliyor düşüyoruz, yarışlarda kazalar oluyor ama dikkat ettiyseniz bu yarışlardaki sporcular kırık ya da büyük bir sakatlık söz konusu olmadığı sürece yarışa devam eder, asla bırakmaz. Şunu da unutmayın canının acımadığından değil, yerden kalkarken vücudunda asfalt yanıklarıyla kalkar, bu yanık feci can yakar ama yarış disiplini, tutku, adrenalin, bitiş çizgisini görme arzusu ve sayabileceğim bir sürü sebepten ötürü acısını görmezden gelip devam eder. Bu olay yarışlarda alabileceğimiz bir risk ve kontrol tamamen bizde. Fiziksel acı bir yere kadar da en kötüsü, en acısı o iyileşme sürecinde o spordan mahrum kalmak. Bunlar işin sporcu tarafı; bir de en kötüsü organizasyon hataları... 2 Haziran’da Çanakkale Gelibolu Yarımadası’nda triatlon yarışı düzenlendi. ‘2024 Challenge Gallipoli’, 17 ülkeden 511 sporcunun katılımıyla gerçekleşti. Peki bu yarışta ne oldu biliyor musunuz? Bisiklet etabında triatletimiz Ömür Battal kazaya kurban gitti. Köylüler barikatı kaldırıp yola çıkmış ve olan olmuş. Ya işte bu işler göründüğü kadar kolay değil, bu yarışları nerede düzenlerseniz düzenleyin önce duyuracaksın, 7’den 70 herkes o yarışı bilecek ve ona göre davranacak. Bütün giriş çıkışları kapatacaksın. Risk almak gibi bir lüksünüz yok. O riski sporcu yarışa katılarak alıyor zaten. Tek yapmanız gereken yarış süresince güvenliği sağlamak. Bu da toplum farkındalığı ile oluyor. Çoğu insan triatlonun ne olduğunu bilmiyor, yarışlarda ne yapması, nasıl davranması gerektiğinden habersiz.

Bakıyorum federasyonlar çok rahat yarış takvimi hazırlayıp organizasyonlara devrediyorlar. Bu takvimlerden sadece sporcuların haberi var. O yarışlarda neler oluyor kimse bilmiyor. Tanıtım yetersiz, televizyonlarda yer almıyor, basında yok. Sporcuların sosyal medya hesaplarında yapmış oldukları paylaşımlarla kıyısından köşesinden takip ediyoruz. Bu şekilde bu farkındalık nasıl gelişecek?

Triatlon yarışı; yüzme, bisiklet, koşu... Bu yarışta da 1.9 km yüzme, 90 km bisiklet, 21 km de koşu vardı. Bu donanıma sahip sporcuları bu kadar basit harcayamazsınız. En komik ve en acı tarafı da fedarasyonun sosyal medya hesabından basit bir ‘geçmiş olsun’ postu yayınlaması. Lütfen rol çalmayalım, sorumluluk alalım. ‘Geçmiş olsun’u biz hallederiz. O diğer sporcuların veya bu sporu destekleyenlerin rolü, sizin rolünüz değil.

Ömür Battal’a ve kazaya karışan adını bilmediğim diğer sporculara ‘Geçmiş olsun’... Umarım bir an önce daha güçlü bir şekilde aramıza dönersiniz. Bence en büyük ‘challenge’ bu topraklarda sporcu olmaya çalışmak.