Ekonomide ne olur ne biter bekleyip göreceğiz elbet. Madem millet akaryakıta gelen üç haneli zammı ve zammın etkilerini konuşuyor eh, bizde bir iki laf edelim haddimizi aşmadan. Ama fakat, sahiden toplum olarak sıkıldık, ekonomi, enflasyon, geçim meselelerinden. Yok efendim enflasyon düşüyormuş, düşmeye de devam edecekmiş vaatlerinden. Yıllık enflasyon ne olacakmış, emeklinin, asgari ücretlinin alım gücü nasıl korunacakmış, en düşük emekli maaşı ne kadar olacakmış falan feşmekân. Hani sevilen bir deyim vardır ya 'dananın kuyruğu kopacak' diye, kopmasına az kaldı galiba. Da, Devlet-i Aliye'ye de saygı duymak gerek.

***

Konuya tam da böğründen girdik. Ama neyleyelim ki günlük mottomuz bu. Nedeni açık seçik ortada. TÜİK'in milyonların kaderini belirleyen enflasyonu bile keseye uymuyor. Memuruna, emeklisine, asgari ücretlisine yapılan yüzde bilmem kaç zam, adı enflasyon farkı mı ara zam mı her ne ise memnun etti mi? Yoo, zamlı maaş yatmadan market etiketleri değişti. Gelmekte olan zamlar ve dahi artan vergiler. Peki ya yurdum esnafı? Esnaf prim yorgunu. Düşen gelir ile artan maliyetler arasında sıkışıp kalan esnaf, artan SGK ve BAĞ-KUR prim yüküne destek bekliyor. Ve soruyor “Kasa hep kazanır mı?”. Bu durumda kazanmaz be güzel kardeşim.

***

Hep merak ederim bu enflasyon nasıl hesap edilir, acaba eldeki veriler 'onu indirdim, bunu çıkardım' falan gibi mi yapılıyor! Hani devletin resmi kurumu enflasyonu açıklar da ardından vatandaş, ekonomist, politikacı derken kıyamet kopar ya! Var bunda bir kan uyuşmazlığı.

***

Tartışmaların odağında olan yüzde bilmem kaçlık enflasyon ekonomistleri de şaşkına çevirmiş olmalı ki “Enflasyonda bu kadar artış beklemiyorduk” diyor. Da, vatandaş kendi enflasyonunu çok iyi biliyor. Hal böyle olunca da akla şu soru geliyor, çalışan ve emekli aldığı enflasyon oranındaki zamdan memnun mu? Maaşlara yapılan zamlar vatandaşa nefes aldırır mı? Misal, emekli tek bir kelime söylüyor “Geçinemiyorum”. Asgari ücretli ise “Sağ elden giriyor, sol elden çıkıyor, zamlar, yüksek vergiler ve dahi enflasyon” diyor. Verilere göre yoksulluk sınırı bile 121.786 TL olarak belirlenmişken en düşük emekli maaşı 23 bin 550 lira. Velhasıl-ı kelam derdin büyüğü geçim.

***

Gelelim memleketimin esnafına. Prim yorgunu olan esnaf, yüküne destek istiyor. Düşen geliri ile artan ürün maliyetleri arasında sıkışıp kalan esnaf, maliyetlerin de düşürülmesini bekliyor. Ve de sadece asgari ücretle çalışanının maaşına zam yapmıyor, asgari ücretin üzerinde maaş alan diğer çalışanlarına da aynı oranda zam yapıyor. SGK ve BAĞ-KUR primlerini de yükseltiyor. Şimdilerde zorda kalan esnaf, aldı eline kâğıdı kalemi maliyet hesabı yapıyor. Önünde iki seçeneği var, ya ürüne zam yapacak ya da istihdamı azaltacak. Demek ki kasa hep kazanmıyormuş. Kalın sevgiyle.