Bugün 5 Temmuz 2019. Antalya'nın düşman işgalinden kurtuluşunun 98'inci yıl dönümü. Antalya'nın kuruluş yılı gibi kurtuluş yılı da son birkaç yıldır akıllara geldi! Devletten devlete kutlamalar yapılır oldu. Halkın haberi yok bu kutlamalardan. Git Antalyalıya sor, bilmez bu tarihi.
57 yıllık İzmirli, 10 yıllık da Antalyalıyım. İzmir'i Büyük İskender'den, Homeros'tan, Şehit Gazeteci Hasan Tahsin'den, Attila İlhan'dan, 'İzmir'in denizi kız, kızı deniz, sokakları hem kız hem deniz kokar' diyen Cahit Külebi'den çokça tarihçiden, yazar, çizerden okudum, dinledim, gördüm. İzmir'de 9 Eylül'de coşkulu kutlamalar yapılır.
Neyse... Antalya tarihi konusunda uzman tek kişi biliyorum; Kent Tarihçisi Sayın Hüseyin Çimrin'in yazılarına başvurdum. Hüseyin Çimrin bir söyleşide benim gibi yeni Antalyalılara sesleniyor. Diyor ki; 'Yeni Antalyalılara eski Antalya'yı anlatmalıyız.'
Benim derdim, Antalya'nın kurtuluşu neden coşkuyla kutlanmaz? Zaferle çıkılan savaşlar sonunda şehirlerimize Gazi, Kahraman gibi unvanlar verdik ki gerçekten bu unvanlar onlara pek yakıştı. Peki, İtalyan donanması Kaleiçi'ne yanaştığında, askerler şehre girdiğinde Antalyalı ne yaptı, İzmir'de ilk kurşunu sıkan şehit Gazeteci Hasan Tahsin gibi bir yiğit var mıydı düşmana kurşun sıkan? İşgal altında 2 yıl neler yaşandı? Tarihçi Sayın Çimrino yılları şöyle özetlemiş.
'Antalya 28 Mart 1919'da işgal edildi. İşgal edildikten sonra İtalyan askerleri Antalya sokaklarında dolaşmışlardır. Zaman zaman Türk askerleriyle birlikte görüldüğü olmuştur. İtalyanlar, Antalya'da 2 yıl kalmışlar. Antalya halkına bazı noktalarda yardımcı olmuşlardır. İtalyanlar 5 Temmuz 1921 tarihinde Antalya'dan ayrılmışlardır. Giderlerken tören istemişler ancak Atatürk, 'Biz onları törenle karşılamadık ki törenle gönderelim' demiştir. Ancak küçük bir çay partisi verilmiştir.'
2 yıllık işgalin kronolojisi şöyle yani: 28 Mart 1919'da İtalyan savaş gemileri Antalya limanına yanaşıyor, turist gibi.Askerler karaya çıkıyor.Silah yok, bomba yok.Antalyalılar şaşkın, neler oluyor bakıyor. Türk askerleri ile yan yana yürüyorlar. Bir yıl sonra 1920: İtalyanlar hastane yapıyor. Yol yapıyor. Postane açıyor. Antalyalılara işçi ücreti veriyorlar. Bir yıl sonra 5 Temmuz 1921. Antalya'dan gidiyorlar. Giderken tören istemişler olmamış ama çay partisi yapmışlar!
Atatürk'ün söylediği olmuş: 'Geldikleri gibi giderler!'
Gitmişler!
Neden kutlanmaz Antalya'nın kurtuluşu?
Tarih ve Toplum Dergisi'nde Faysal Mayak bunu şöyle izah etmiş:
'Antalya, 28 Mart 1919 tarihinden 5 Temmuz 1921 tarihine kadar işgal altında kalmıştır. Ama kurtarma yoktur. Cumhuriyet Halk Fırkası Antalya İl Başkanı Şerafettin Karacan, 1934 yılında parti genel merkezine bir mektup yazarak Antalya'nın kurtuluş şenliklerini yapmak istediklerini bildiriyor, şehrin de kesin kurtuluş tarihinin kendilerine iletilmesini istiyor. Parti Genel Sekreteri Recep Peker, kurtuluşun kutlanması onayını Antalya CHF İl Başkanlığı'na bildiriyor. Ancak kurtuluş gününe Dahiliye Nezareti yani İçişleri Bakanlığı müdahale ediyor. Dahiliye Nazırı Şükrü Kaya gönderdiği yazıda durumu özetle şöyle anlatır: 'Antalya'nın Kurtuluş Günü kutlaması daha önce de söz konusu olmuş, konu Gazi Mustafa Kemal ve İsmet İnönü'ye yansıtılmış, her iki yetkili kurtuluş gününe izin vermemiştir.'Gönderilen yazıda sebebi şöyle izah edilir:'Çünkü Antalya düşmandan çatışma ile değil, düşmanın şehirden kendiliğinden ayrılması sonucu kurtulmuştur. Bu zamana kadar kurtuluş günü kutlamayan bir kentin bundan sonra da kutlamasına o yüzden gerek yoktur.'
Devletten devlete kutlamalara devam o zaman.