Hitler’in Nazi ideolojisinin çökmesiyle birlikte milyonlarca ‘sözde’ aklı fikri yerinde olan insan şiddet dolu bu ideolojiye uyum sağladı.

Savaş tarihinde de sık sık rastladığımız bu tarz olaylar ‘neden’ sorusunu beraberinde getirdi. Peki neden?

1950’li yıllarda Solomon Asch’in uyum deneyi ile nedeni bence gayet kanıtlandı.

Asch’in uyum deneyi; insanlar, diğer insanların ‘yanlışlığı bariz ortada olsa bile’, çoğunluğun yanlışına uyum sağlayıp etkilendiklerini apaçık ortaya koydu.

Psikolojide buna benzer birçok deney de bu tip çıktılar sunuyor aslında bizlere.

İnsanlar, kendi düşüncelerinden daha çok, çoğunluğun ne düşündüğünü önemsiyor ve çoğunluk bir ‘yanlışı’ onaylıyorsa dahi uyum sağlama eğilimi gösteriyor.

Aslında içerisinde bulunduğumuz sosyal oluşuma uyum sağlama yeteneğimiz ciddi boyutlarda korkutucu etkilere sahip olabiliyor.

Kötü olan bir davranışı başkası yaptığında bunu özünde kötü biri olmasına bağlarken biz yapmışsak çevresel etkenlere bağlıyoruz. Ama iyi davranışı sergileyen bizsek bunu tamamen kişiliğimizin bir parçası olarak görüyoruz ve yine aynı şekilde başka bir insanın yaptığı iyiliği de çevresel faktörlere bağlama eğilimi gösteriyoruz.

Örneğin; sınavdan kötü puan alan biri ‘tembeldir’ ancak kötü puanı alan kendimizsek ‘sınıfta çok ses vardı odaklanamadım’ deriz.

Ya da işinde terfi alan birinin ‘torpili var’dır, eğer terfi alan kendimizsek ‘çok çalıştım, hak ettim’dir artık bunun adı.

İnsanlar belirli koşullarda, diğer insanlar da benzer davranışlar gösteriyorsa kendi yaptıklarını meşrulaştırırlar.

Kadın cinayetlerini kınayıp sonra bir kadını öldürenler, genelde gerekçe olarak kadının bunu hak ettiğini ya da kadının herhangi bir kötü davranışını öne sürerler.

Bakıldığında bir cinayet son derece korkunçtur. Ancak birilerini ‘din, vatan, savunulan ideoloji’ gibi konulardan öldürdüyseniz siz katil değil kahraman sayılırsınız!

Yani yapılan her kötülüğü, çoğunluğun bunu normalleştirmesi üzerine meşru kılarsınız.

Tarihte de bunların sayısız örneği bulunur.

Tarihler boyunca birçok ülkede farklı ideolojiye sahip insanlar -devlet tarafından teşvik edilip- toplumun da buna göz yummasıyla beraber özünde belki iyi sayılabilecek ‘sıradan’ insanlar tarafından katledildi.

Cinayeti, tecavüzü, yağmalamayı normalleştiren toplumlar, kötülüğü sıradanlaştırıp meşru kılarlar. Onlar için kötülük yapılmaz, kötülüğe teşvik edilir ve çoğunluk bu kötülüğü savunuyorsa kötülük artık meşrudur.

Asıl suçlu tecavüzcü değildir onlar için. Tecavüze teşvik eden suçlu tecavüzcü ise mağdurdur mesela.

Yani kötülük meşru değilse bile meşrulaştırılabilirdir.

Ve uyum her zaman iyi değildir.

Bazen uyumsuz olmak çok şey değiştirebilir.

Çünkü sorgusuz uyum, itaat etmektir.