Yazının başlığı 2 Nisan 1948'de, yani teeee 71 yıl önce hain ellerce katledilen Türk edebiyatının büyük ismi Sabahattin Ali'ye aittir. Ve sonsuza değin de romanları, öyküleri, şiirleri,yazılarıyla birlikte yaşayacaktır.
Kitaplığımızda, kitaplar arasında dolaşırken buldum, öldürülmeden 4 ay önce, 25 Kasım 1947'de 'Alibaba' gazetesinde çıkan aşağıda okuyacağınız yazıyı.
Sanki hiçbir şey değişmeden geldik günümüze...
'Namuslu olmak ne zor şeymiş meğer! Bir gün Almanların pabucunu yalayan, ertesi gün İngilizlere takla atan, daha ertesi gün Amerika'ya kavuk sallayan soysuzlar gibi olmak istemedik. Yalnız ve yalnız bir tek milletin önünde secdeye vardık. O da kendi cefakeş milletimizdir.
Meğer ne büyük günah işlemişiz! Kanunlu kanunsuz baskılar altında ezile ezile pestile döndük.
Bugünün itibarlı kişileri gibi, kese doldurmadık, makam peşinde koşmadık. İç ve dış bankalara para yatırmadık, han, apartman sahibi olmak, sağdan soldan vurmak ve milleti kasıp kavurmak emellerine kapılmadık. Bütün kavgamızda kendimiz için hiçbir şey istemedik. Yalnız ve yalnız, bu yurdun bütün yükünü omuzlarında taşıyan milyonlarca insanın derdine derman olacak yolları araştırmak istedik.
Bu ne affedilmez suçmuş meğer! Neredeyse, yoldan geçerken mide uşakları arkamızdan bağıracaklar: 'Görüyor musun şu haini! İlle de namuslu kalmak istiyor ve ahengimizi bozuyor...'
Çalmadan, çırpmadan, bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi?
Namuslu olmak ne zor şeymiş meğer! Bereket, zora katlanmasını bilen bu millet de namuslu.'
MARKOPAŞA
Hikmet Altınkaynak'ın hazırladığı, 1. baskısı 1985, 11. baskısı 2015 yılında, YKY yayınları arasında çıkan 'Markopaşa Yazıları ve Ötekiler' adlı kitapta, Hasan Pulur ustamız da 'Markopaşa' ile ilgili şöyle yazmış:
'Geçenlerde Aziz Nesin'in bir dörtlüğünü yazarken, 'Türkiye, Markopaşa gibi bir muhalefet gazetesi görmedi' demiştik...
Yadırgayanlar olmuş!
Onlara sormak isteriz, 'Marko Paşa' başlığının hemen altında 'Yazarları, polis nezaretine (gözaltı) alınmadığı, hapse girmediği zamanlarda çıkar' yazılı bir başka gazete gördünüz mü?'
Markopaşa'nın ilk sayısı 26 Kasım 1946'da yayımlanır.Haftalık Siyasi Mizah Gazetesi olarak tanıtılan gazetenin sahibi ve yazıişleri müdürleri sırasıyla Sabahattin Ali, Aziz Nesin,Mücap Nedim Ofluoğlu ve Mustafa(Mim) Uykusuz'dur.
20. ve 21. sayılarda gazetenin dağıtımı Ankara ve Samsun'da engellenir.
Bu kez Markopaşa'nın hemen altında şu başlık vardır:
'Ankara ve Samsun'dan başka dünyanın her yerinde satılır.'
Baskılar, yasaklar devam eder, ancak gazetenin de adı değişerek okuyucuyla yine buluşur.
Gün olur 'Merhumpaşa' olur, gün gelir 'Malumpaşa' olur. Ve sonra 'Alibaba'.
BAŞIN ÖNE EĞİLMESİN
Hıfsı Topuz'un 'Başın Öne Eğilmesin-Sabahattin Ali Romanı' adlı kitabı, yazarı bütün yönleriyle anlatır.
Ordan bir alıntıyla bitirelim:
'Başın öne eğilmesin
Aldırma Gönül aldırma
Ağladığın duyulmasın
Aldırma gönül aldırma.'
Asla başı öne eğilmedi Sabahattin Ali'nin. Düşüncelerini yapıtlarında ve yazılarında yılmadan savundu. 41 yıllık kısa yaşamı boyunca Türk edebiyatının dünya dillerine çevrilen seçkin örneklerini vermekle kalmadı, yurdu için bağımsızlık istedi.
Bu değerlerin düşleriyle yaşadı. Bu düşlerin bedelini hapishane ve sürgünlerle geçen bir yaşamın ardından, Istranca ormanlarında tutuklanıp katledişiyle ödeyecekti.'
Ne zor şeymiş yaşamak!
Ne zor şeymiş gazete yayımlamak!
Ve o zorluk bugün de devam ediyor!