Anadolu Ajansı İzmir bürosunda uzun yıllar çalışan, sözcüklerin efendisi, Türkiye'de büyük ses getiren 'Vatan, Hürriyet, Ekmek' adlı kitabın yazarı, yurtsever gazeteci ve yazar rahmetli Zeynel Kozanoğlu ağabeyimizin gazeteci kızı Beyhan Kozanoğlu Biçkin de babasının izinde yürüyen, haksızlığa karşı dik duran bir cesur yürek.

Beyhan, haberhürriyeti.com adlı internet sitesinde 'Poliscanlarım' dediği polislerin ve güvenlik güçlerinin kangren olmuş, çözüm bekleyen sorunlarını yazıyor, çözüm istiyor. Son yıllarda giderek tırmanan polis intiharlarının araştırılması gerektiğini söylüyor. Sosyal medyada büyük bir 'Poliscan' seveni var Beyhan'ın. Zira o, gazetelerin, dergilerin, televizyonların dedikodu yazarı değil. O, polislerin Beyhan ablası, polisin sesi, çığlığı olmuş bir gazeteci.

Meslektaşım Beyhan Kozanoğlu Biçkin, geçenlerde beni aradı ve Antalya'da polis lojmanından çıkarılmayı bekleyen genç bir polis için ne yapabileceğimizi sordu. Yaşadığı bir olay nedeniyle mobinge uğrayan sicili tertemiz genç bir polis memurunun iki çocuğu ile karda kışta sokağa atılacak duruma nasıl geldiğini sordum Beyhan'a, o da anlattı.

Antalya'da Asayiş Şube'ye bağlı Yunuslar timinde görevli genç bir polisin, yaklaşık iki yıl önce aynı lojmanda kalan oğlunun yanına ara sıra gelen sivil kıyafetli bir emniyet amiri ile apartman merdiveninde yaşanan 'Sen benim kim olduğumu bilmiyor musun?' ile başlayan olaylar zincirini dinledim. O polisin bu hadiseden sonra Yunus timinden alınıp 'Hassas Bölge'ye verilmesini, karşılıklı davalar, soruşturmalar ve sonraki gelişmeler... Olayın seyrini içeren yazısını da okudum Beyhan'ın. Antalya yerel medyası ile ulusal gazetelerin Antalya eklerinde çıkan haberleri de tarayıp bilgi sahibi oldum.

Bu ve benzeri konularda hiçbir zaman gazeteci kimliğimi kullanmak, ona buna saldırmak gibi bir yola 50 yıllık meslek hayatımda bir kez olsun yönelmiş biri değilim. Bu konuda da bilirkişilik taslayacak ya da zor duruma düştüğü öne sürülen polis için ajitasyon yapacak bir gazeteci değilim. Sadece önce insan sonra gazeteci kimliğimle o polis hakkında edindiğim izlenimleri yazdıktan sonra Antalya'nın sevilen, başarılı çalışmalarını ilgiyle izlediğim İl Emniyet Müdürü Mehmet Murat Ulucan'dan insani bir isteğim olacak.

Antalya'da zihinsel engelli 22 çocuk için sportif faaliyetler düzenleyen o polisin eşi, çocukların Türkiye şampiyonlukları almalarını sağlamış. Türkiye'nin birkaç şehrinde yaklaşık 15 yıldır Yunus timinde görev yapan ve tertemiz bir sicile sahip olan bu polis, aynı zamanda Türkiye şampiyonlukları olan bir atlet ve önümüzdeki Haziran ayında Yunanistan'da yapılacak şampiyonada ülkemizi temsil etmeyi düşünüyor.

Son iki yıldır, maddi ve manevi sıkıntılar içerisinde yaşamını sürdüren, evladını yüzde 80 bursluluk kazanmasına rağmen özel okula gönderemeyen, kiraların 4-5 bin liraya yükseldiği Antalya'da o polis nasıl yaşayabilecek ve o çok sevdiği kutsal polislik mesleğini nasıl sürdürebilecek, düşünebiliyor musunuz?

Sayın Antalya İl Emniyet Müdürümüz;

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun bir Antalya ziyaretinde havalimanında, o polisin eşini dinledikten sonra yanındaki görevlilere 'İlgilenin' talimatı verdiğini de öğrendim. Lütfen davasında aklanan o polis memurunun lojmandan çıkarılmasını durdurun, o polisi uzun yıllar görev yaptığı Yunuslar timine geri alın. Bunu ancak siz yapabilirsiniz.

Deniz Yıldızı öyküsünü okumuşsunuzdur.

Ne demek istediğim o öyküde mevcut.

O öyküdeki güzel insan siz olun.

Lütfen.