Aspendos için bu şehirde en çok kavga eden birkaç kişiden biriyim.
‘Bu yaptığınız insanlık tarihine ihanettir !...’ diye bağır bağırdım dinleyen olmadı.
Kurdukları ses sistemleri ile neredeyse Aspendos’u başımıza yıkan davulcusuyla, danscısıyla ben düşman oldum,
‘Bu memleketin asıl sahipleri biziz’ diye gerim gerim gerinenler dost kaldı… Menfaatler ortak noktada buluşunca,
sen istersen Aspendos’un tepesinde tepin,
kurduğun ses sistemleri ile insanlık tarihi zangır zangır titresin,
taşlar yerinden oynasın, duvarlar yıkılsın kimsenin umurunda olmuyor… ‘Çaldırmayın şu davulları Aspendos çöküyor’ diye yüz yazdım umursamadılar.
Hatta, ‘Taş üzerinde taş bırakma Aspendosu yerle bir et diye’ Kültür Bakanlığı bütçe verdi adamlara!... Ben ‘Aspendos’a kıymayın’ diye yazıp çırpınırken, davulcunun adamları beni yaka paça dışarı attı, Seyrettiler!
Moskova’da, Berlin’de Kültür Bakanı ile davulcusu, dansçısı kuzu sarması olup nispet yaptı,
ben seyrettim… Restore edeceğiz diye kapattılar.
Açtılar/
Kapattılar…
Beş yıl kapat. Kafa değişmedikten sonra Aspendos’u kurtaramayız.
Davulcu gider zurnacı gelir.
Danscı gider köçek gelir.
Sen ister ses desibelinden bahset istersen restorasyon rezaletinden.
Mermer döşemişler merdivenlere!
Pöh!
İnsanlık tarihinin içine etti ve gitti, insanlar…
Bir tek biz kavga ederken seyredenler değişmedi.
Dedim ya biz düşman ,
Onlar, onlarla dost kaldı… İşte ben bu aralar buna takıntılıyım.
‘Ben kavga ederken seyirci kalanlara!...’
Trend Haberler
Antalya'dan iki üniversite ilk 100'e girdi
Antalya'da ortak çağrı: 7527 sayılı yasa geri çekilsin
Antalya’dan motorin zammına tepki
Antalya kulübünün futbolcusu Avrupa’ya transfer oldu
Side Beach Cafe'de çalışmalar devam ediyor
Korkuteli'de ücretsiz tiyatro gösterimi yapılacak