Futbol geçmişimizde isimlerini yetenekleri ile olduğu kadar insani yönleriyle de spor tarihimize altın harflerle yazdırmış olanlar vardır. Para, şöhret ve popülerliğin keyfini çıkaracağına, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam edilmelerine karşı direnen Taçsız Kral Metin Oktay onlardan biridir. Yaşasaydı geçtiğimiz 2 Şubat’ta 90’ıncı doğum gününü kutlayacaktı. Sağ olsun İzmirli gazeteci dostlar Metin Oktay’ı unutmamışlar, 90’ıncı doğum gününde Metin Oktay’ı yazmışlar, anlatmışlar. Ben de bir İzmirli ve Metin Oktay sevdalısı bir futbolsever olarak meslektaşlarıma teşekkür ediyorum.

Futbolcuların köle gibi alınıp satılmamaları için mücadele eden, onların daha iyi koşullarda ve daha iyi şartlarda yaşamaları için sendika kuran, cesurluğu, mertliği ve dürüstlüğü ile tanıdığımız bir başka futbolcu da Metin Kurt'tur. Brezilyalı doktor futbolcu Sokrates’i devrimci duruşu ile dünya spor camiası unutabilir mi?

Bir de spor tarihinin unutmadığı faşistler vardır.

Mesela Portekiz diktatörü Salazar'ın, ülkesini tam 30 yıl 3F (Futbol, Fado, Fiesta) ile yönettiğini, Hitler'in de Berlin Olimpiyatları'nı Faşist-Nazi propagandasının aracı olarak kullandığını tarihi kaynaklar yazar.

Ünlü spor yazarı Simon Kuper'in 1996 yılında Türkçeye çevrilmiş kitabının adıdır;

Futbol Asla Sadece Futbol Değildir!

Uruguaylı spor tarihçisi gazeteci yazar Eduardo Galeano, futbolun 'Kirli bir iş dünyası' olduğunu söylerken, Arjantinli futbolcu Matias Jesus Almeyda'ya göre futbol 'Sahte bir dünya'dır, futbolcular ise 'Kendilerini satan köleler!'

Dönemin futbol baronlarının yoğun tepkisine Almeyda haklılığını şu sözlerle ifade etmiştir:

'Ben sadece futbolcu Almeyda değilim. Bir insanım, bir babayım ve bir çiftçiyim.

Futbolun içinde kaldığım her gün gerçek Almeyda'dan uzaklaşıp, kişiliğimi yitiriyorum'

---

Kasımpaşa futbolcusu Macar Attila Szalai’nin kulübünden ve İstanbul’dan ayrılması nedeniyle paylaştığı veda yazısını okudum. Bir futbol emekçisinin, sadece yetenekleri ile futbol oynayan, hiçbir pisliğe bulaşmamış, efendi bir sporcunun eski bir mesele yüzünden uğradığı dışlanmanın isyanı.

‘Bazen hayat, beklenmedik zorluklarla karşınıza çıkar. Kasımpaşa'ya sorumluluk almak, kulüp için her şeyimi vermek ve sahada liderlik yapmak amacıyla transfer olmuştum. Her şey yolunda gidiyordu fakat yeni bir teknik direktörün göreve başlamasıyla her şey değişti. İlk günden itibaren, benim sorumluluğumda olmayan konularda suçlu gösterildim. Bu, daha önce Fenerbahçe’de de yaşadığım bir durumdu. Açık konuşmaların yerine sessizlik vardı. Dürüstlüktense, arkamdan yapılan açıklamalarla karşılaştım. Ne yazık ki, kendisi yıllarca kaptanlık yapmış ve bu rolün ne anlama geldiğini bilen bir kişi olmasına rağmen, kaptanlık görevimden alındım. Ancak ben yine de sessiz kaldım, saygılı bir şekilde çalışmaya devam ettim ve her zaman profesyonelce davrandım. Nihayetinde, kendi yolum için bir karar vermek zorunda kaldım. Saygı, dürüstlük ve netlik, tartışılmayacak değerlerdir. Bu yüzden artık yoluma devam etme zamanım geldi. Kasımpaşa'ya, takım arkadaşlarıma, personele, yönetime, taraftarlara ve İstanbul'a teşekkür ederim. Kulüpteki dürüst, destekleyici ve insancıl insanlara minnettarım, bu süreç boyunca bana değer kattınız. Başım dik, vicdanım rahat ve yeni hedefler için tamamen motive olmuş bir şekilde ayrılıyorum.’

Attila Szalai, hiçbir yerde dikiş tutturamayan, milli futbolcu payesi almış bir futbolcu eskisine çok güzel bir mesaj vermiştir.

Ne demişti Mustafa Kemal Atatürk;

‘Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim’

Ahlak bir erdemdir.