Bugün hala dünyanın birçok yerinde kadınlar, eşitlik ve haklarını savunma mücadelesini sürdürüyor, fakat hala tam anlamıyla tamamlanmamış bir mücadele verdiğimizi söylemek yanlış olmaz. Kadınların eşit haklara sahip olduğu, toplumun her alanında eşit şekilde temsil edildiği bir dünyada yaşamak istemek inanın bana ütopya değil.

Kadınların siyasette, iş dünyasında, eğitimde ve diğer alanlarda liderlik rollerini üstlenmeleri, karar alma süreçlerinde etkin şekilde yer almaları önemli. Ancak hala bu alanlarda kadınların az temsil edildiği, karşılaştıkları engeller ve ayrımcılıkla mücadele etmek zorunda kaldıkları bir gerçek. Modern çağ olarak adlandırdığımız bugün bile koskoca cumhurbaşkanlığı kabinesinde sadece 1 kadın bakan var. Onun da hangi bakanlık olduğunu tahmin etmek zor olmasa gerek... Kadınların potansiyellerini tam olarak ortaya çıkarabilmeleri için desteklenmeleri, eğitilmeleri ve fırsat eşitliğine sahip olmaları gerekiyor. Ve bence buna da en baştan başlanmalı.

Toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda farkındalığın artması ve cinsiyet eşitsizliğiyle mücadele eden politikaların uygulanması da önemli. Kadın hakları konusunda yapılan yasal düzenlemelerin etkin bir şekilde hayata geçirilmesi ve toplumun her kesiminde eşitlik bilincinin yerleştirilmesi gerekiyor. 7’den 70’e, patronundan babasına bu bilinç ilmek ilmek işlenmeli.

Ayrıca kadına yönelik şiddetin ve tacizin son bulması için etkin önlemler alınmalı. Kadınların güvenli ve adil bir yaşam sürdürebilmeleri için şiddetin her türlüsüne karşı sıfır tolerans politikası benimsenmeli. Yani sokakta rahatça dolaşabilmek, bir genç kızın hayali olmamalı, bunun aklımıza bile gelmiyor olması gerekli.

Kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği, henüz tamamlanmamış bir mücadele. Ancak umut ve kararlılıkla dik durduğumuzda, daha adil bir dünya inşa etme yolunda ilerleyebiliriz. Kadınların güçlenmesi, toplumun güçlenmesidir. Unutmayalım ki eşitlik ve adalet için verdiğimiz bu mücadelede birlikte hareket ettiğimizde daha büyük değişimlere imza atabiliriz.