Türk Ulusu olarak 'Andımız' küçükten büyüğüne hepimizin ezberinde. Yazıya net bir tespitle başladık. Elbette doğruluk ve çalışkanlık kantara çıkarak ölçülebilen bir kavram değil. Bizim jenerasyondan tutun da yıllarca öğrenciler her sabah bu kısa metni haykırarak derse girerdi. Ve de zil çalınca teneffüs için bahçeye koşmak gibi otomatikleşen bir süreçti o günler. Ancak yıllar öncesinde kaldı maalesef. Öğrenciler artık sabah okula geldiklerinde sınıflarına girmeden önce 'iyi dersler' denilerek başlıyor okulda gün. Peki 'Türküm, doğruyum çalışkanım' andına ne oldu? Yıllar öncesinde kaldı!

***

Devam. Gelelim son günlerin kulislerinde konuşulan bir konuya. Ve soralım, taşımalı eğitim sona mı eriyor? Son bir iki gündür Ankara siyasetinde konuşulanlardan söz ediyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı, “Taşımalı eğitimde öğrencileri değil, öğretmenleri taşıyalım” diyesiymiş. Size göre de doğru bir yaklaşım mı? Ben 'hayır' diyenlerdenim. Gelin hep birlikte taşımalı eğitim sisteminin sözlük anlamına bakalım, ne diyor. Efendim tırnak içinde “Taşımalı eğitim, öğrencilerin ikamet ettikleri bölgede okul bulunmaması ya da mevcut okulların yeterli fiziki veya eğitim olanaklarına sahip olmaması durumunda, öğrencilerin eğitim alabilmesi için devlet tarafından farklı bir yerleşim yerindeki okula taşınmasıyla gerçekleştirilen bir eğitim modelidir” diyor. Ee, köylerde veya mezralarda yaşayan bu öğrenciler, sırtlarında okul çantası, kışın yağmurunda, çamurunda evinden çıkıp metrelerce uzaktaki okuluna nasıl varacak da eğitim alacak? Karar ne olur bekleyip göreceğiz hep birlikte.

***

Bu taşımalı eğitim sistemi ayrıca özel eğitim ihtiyacı olan öğrenci ile ağır engeli olan öğrencilerin velisini de kapsamaktaymış. Peki o zaman taşımalı eğitim neden sona eriyor? Devlet taşımalı sistem ile hem öğrenciyi hem de öğretmenleri okullarına taşıyamaz mı acaba? Anlamakta zorlanıyoruz

***

Evet, ne dedik 'Türküm doğruyum çalışkanım'. Alın işte milyonlarca genç, ne eğitimde, ne istihdamda. Peki, nerede? Evde. Üniversite hayatı bitiyor, gençler eve gidiyor. TÜİK yapmış araştırmayı, binlerce genç evdeymiş, onlara da 'ev genci' deniyor. İş bulamayan pırıl pırıl genç beyinler eve kapatıyor kendini. Ah be gençler ne çektiniz bu düzenden. Kiminiz evini, ailesini, yurdunu terk edip yaban ellere göç etti. Kiminize 'iş beğenmiyor' dendi, kiminize 'ev genci'... Açıkçası bu yakıştırmalar karşısında bir tek kelime bile yazma mecalim kalmadı. Yazık oluyor geleceğimiz, umudumuz olan gençlerimize. Bu günlük de bu kadar. Kalın sevgiyle.