Mesleğin duayenlerinden Haşmet Öyken bana ‘Yaz ağabey’ dediğinde tarih 2 Ocak 2018’di. Aradan 8 yıl geçmiş! Tereddütsüz kabul ettim. Uğur Keskin, İhsan Coşkun, Simru Silahtaroğlu, usta sayfa sekreteri Ogün, Gazi, genç gazeteciler Esra ve gazeteye sonradan katılan diğer dostların arasına güneşin sofrasına kuruldum. Gazetecilikten başka işi olmayan dostlar arasındaydım. Patronlarım da iş adamı değil gazeteciydi.

Yazı talebi benim için artık bir emirdi. Yazmak boynumun borcu olmuştu.

Yazı sofram ne günler, nereye kurulacak bilmiyordum.

Ama usulca iliştiğim sofrada gazete okurlarımıza kitap, kültür, sanat, sevgi, barışı yazdım.

Kırmadan, incitmeden, yormadan!

Fırtınaya sadece uçurtmalar direnir.

Çünkü uçurtmayı uçuran rüzgâr değildir.

Onu uçuran rüzgâra karşı durma direncidir.

O nedenle uçurtma direncin;

Uçurtma ayakta kalmanın,

Uçurtma hayatta kalmanın sembolüdür.

Antalya Ekspres Gazetesi rüzgâra karşı duran,

Rüzgâra karşı yürüyen,

Dik duran ve baş eğmeyen kimliği ile;

Antalya'nın amiral gemisidir.

Yine yeniden;

Merhaba Ekspres

Merhaba Antalya

İlk Merhaba başlıklı yazımda ‘konu falan aramayın!’ demişim.

Ziya Paşa’nın 140-150 yıl önce yazdığı iki dizesini paylaşmışım.

'Onlar ki verir laf ile dünyaya nizamat

Bin türlü teseyyüp bulunur hanelerinde'

Yani; 'Onlar ki dünyayı laf ile düzene sokarlar; oysa evlerine bakın, hanelerinde bin türlü pislik var' anlamında.

Güzel bir sözle sonlandırmışım yazımı;

'Sen ayağa kalkmazsan, karşındaki büyük görünür.'

Ve ilk yazımdan son notlar;

Öyle değil mi?

Daha güzel bir Antalya ve Türkiye için.

Ayağa kalkacağız.

Sözümüz var çünkü.

Sözümüz var

Mustafa Kemal’e.