Karaçalı ve Kemerağzı Antalya’nın Aksu ilçesi sınırları içindeki iki yörük köyüdür.
Kızım, damadım ve torunlarım Karaçalı köyündeki bir açık sitede yer alan müstakil evlerde yaşıyorlar. Bu iki köyde ben de yakın dostluklar kurdum.
Diğerleri gibi eskiden köydü buraları.
Devletten daha iyi hizmet alsın diye bu köyler mahalle yapıldı.
Sokak adları vardı, Karanfil sokak, Gül sokak. Çiçek adları.
Bu sokaklardan çiçekler kalktı, numara kondu sokaklara, 30009, 30010
Antalyalılar Kundu ve Belek turistik bölgelerine turizm yolu denilen bu köylerden geçermiş. Bu yol şimdilerde eskisi gibi sık kullanılmıyor.
Kemerağzı’nın yerlisi seracılık ve taksicilik yapıyor.
Karaçalı’da geçim kaynağı ise sadece seracılık.
Bu iki köy birbirine kız alıp verir.
Yani akrabalık ve dayanışma çok fazladır.
Yaklaşık 10 gündür süren şiddetli yağmur ve fırtına ile iki köyde de seracılık bitti.
Metrekareye 190 kilogram yağmur düştü.
Sel, bütün ekili ürünleri aldı götürdü.
Ne sera örtüsü kaldı ne cam ne çerçeve.
Ne de domates, salatalık, maydanoz.
Yaklaşık 800 dönüm alanda yapılan seracılıktan geçimini sağlayan yüzlerce köylü perişan halde. Yılların emeği gitti. Milyar değil, trilyonluk zararlar.
Antalya Büyükşehir Belediyesi bu alanda zarar ziyan tespiti yapıyor.
Belediyenin makinaları afet bölgesinde.
Muhtar bana da sel felaketinin yaşandığı yerlerden fotoğraflar atmış.
Bunları paylaşmıyorum zira her yağmurda seracıların başına gelenlerin görüntüsü.
Yağmur da durmuyor.
Meteorolojiye göre hafta sonuna kadar şiddetini de artırarak devam edecekmiş!
Yani yaraları sarmaya, acıları da yaşamaya zaman yok!
Karaçalı Mahallesi Muhtarı Mustafa Kara telefonda ağlıyor:
‘Biz bittik ağabey!’ diyor!
O kendisinin de uğradığı maddi zararı unutmuş, sele kapılarak ölen 3 yaşındaki Suriyeli çocuğun ölümüne isyan ediyor.
‘Ağabey ister bizim köyden olsun ister göçmen ister bir dilsiz can olsun bu ölümler hepimizin içini acıtıyor’ diye konuşan Mustafa Kara’nın bir isteği oldu.
İletmek boynumun borcu.
DSİ bölgede sel felaketini önleyecek kanalları bir an önceye açmalı.
Köylünün yaşadığı bu zarara devletin şefkatli elini acilen uzatması.
Birilerinin hiç olmazsa köye gelip bir geçmiş olsun dileğinde bulunması.
Devletin vatandaşın yanında olduğunu hissettirmesi
Bilemem çok fazla bir şey mi istiyor?