Antalya Ekspres Gazetesi’ne yazmaya başlarken, ‘Fırtınaya sadece uçurtmalar direnir.

Çünkü uçurtmayı uçuran rüzgâr değil, onu uçuran rüzgâra karşı durma direncidir.

O nedenle uçurtma direncin, uçurtma ayakta kalmanın, uçurtma hayatta kalmanın sembolüdür.’ diye söze girmiştim.

Yıllar içinde gördüm ve yaşadım ki; Antalya Ekspres Gazetesi rüzgâra karşı duran, rüzgâra karşı yürüyen, dik duran ve baş eğmeyen kimliği ile Antalya’nın Amiral gazetesidir.

12 yıldır Antalya’dayım. İlk 3 yıl Hürses Gazetesinde yazdım. Daha sonra bir 3 yıl Haşmet Öyken’in gazetesi Antalya Ekspres’teydim. Son 4 yıl da Uğur Keskin’in gazetesi Antalya Ekspres’te yazıyorum. İhsan Coşkun, Haşmet Öyken ve Uğur Keskin gibi profesyonel gazetecilerle çalışmaktan ve onların sayesinde tanıştığım Antalyalı birkaç gazeteci ile dost olmaktan onur duydum.

Haşmet Öyken’in bana  “Yaz ağabey” dediğini hatırlıyorum.

Tekrar bilgisayar başına geçmiştim.

Bu artık benim için bir emirdi. Yazmak boynumun borcu olmuştu.

Yazı sofram ne günler, nereye kurulacak bilmiyordum.

Ama usulca iliştiğim sofrada sizlere şiir tadında

Kitap, sanat, kültür, sevgi konularında yazma sözü verdim.

Kırmadan, incitmeden, yormadan!

Bu sözümü tuttum zannediyorum. Dostların arasında,

Güneşin sofrasındaydım.

***

Neden yazıma böyle bir girizgâhla başladım?

İzmir’de 40 yıl, matbuattan bildiğim için, siyasete bulaşan bolca meslektaşımız oldu!

Aralarında milletvekili olan hatta bakanlık yapan, fikirleri nedeniyle Silivri’de yıllarca haksız yere tutulan da oldu. Kimi meslektaşım da halen bir siyasi partide yer tutmak için mücadele ediyor. Onları ayrı tutuyorum.

Bir de ‘Palto tutan gazeteciler!’, ‘Çanta taşıyan gazeteciler’ var ki onları da çok iyi biliyoruz.

Seçim dönemlerinde bu tip gazeteciler ortaya çıkar. Dönem biter, devran döner, o gazeteciler yine muteber muhterem olurlar!

Biz çok şükür rüzgâra karşı direnen, bir avuç ‘Kafa Tutan’ gazetecilerdeniz.

Ziya Paşa’nın 150 yıl önce yazdığı gibi sürüyor her şey, değişen bir şey yok.

Benim kavgam 50 yıl önce olduğu gibi bugün de, gazetecilikle alakası olmayan

palto tutan bu muhteremlerle olmuştur.

Ne demişti Ziya Paşa?

‘Onlar ki verir laf ile dünyaya nizamat 

Bin türlü teseyyüp bulunur hanelerinde

Onlar ki dünyayı laf ile düzene sokarlar;

Oysa evlerine bakın, hanelerinde bin türlü pislik var’

‘Sen ayağa kalkmazsan, karşındaki büyük görünür’

Öyle değil mi?

Daha güzel bir Antalya ve Türkiye için

Ayağa kalkacağız.

Sözümüz var çünkü.

Mustafa Kemal ATATÜRK’e