Süper Lig'de devre arası tatili gibi bir dönemi geride bıraktık.

Milli maçlar nedeniyle lige verilen arada takımlar yaptıkları transferlerle kadrolarını güçlendirdi.

Dün itibariyle de ligin 24. Haftası başladı.

Geride kalan 23 hafta sonunda ise kazanamayan bir Antalyaspor bırakmıştık.

Yarın ise Beşiktaş deplasmanında sahaya çıkacağız.

Bu mücadele ligin bundan sonraki bölümü için yeni bir çıkış ve yeni bir başlangıç karşılaşması olacaktır.

Çünkü geride bıraktığımız 23 hafta sonunda Antalyaspor 24 puanla düşme hattında bulunuyor.

Ara transfer dönemini de hareketli geçirdiğimizi düşünürsek belki oyun şablonundaki değişiklikler ile birlikte farklı bir Antalyaspor izleyebiliriz, izlemeliyiz de…

Ligin ikinci bölümü her zaman çok daha zor ve farklı geçer.

Bunu birçok kez dile getirmiştik.

Hatta ligin ilk bölümünde maçlar sahada, ikinci bölümünde ise masada kazanılır.

Bunu da söylemiştik.

Kaldı ki, ara transfer döneminde çok ilginç transfer hamleleri de gördük.

Bir kulüp, çok önemli bir futbolcuyu transfer ediyor ama o oyuncuyu küme düşme hattında bulunan bir başka takıma kiralıyor.

Neden küme düşme hattındaki ama lobisi güçlü olan bu takıma oyuncu kiralanıyor diye de kimse sormuyor.

Bu da şunu bizlere net olarak gösteriyor ki, ligin geride kalan bölümünde sadece sahadaki rakipleri değil, lobileri, hakemleri hatta diğer farklı takımları da yenmek zorunda kalabiliriz.

İşte bu yüzden; öncümüzdeki her maç final niteliği taşıyor olacaktır.

Daha çok çalışmalı, daha çok motive olmalı, daha çok ciddiye almalı ve daha çok kazanmayı istemeliyiz.

Gerek içerde gerekse deplasmanda, rakip kim olursa olsun kazanmak zorundayız.

Yoksa işimiz çok zora girecektir.

Antalyaspor yarından itibaren kendi kaderini kendisi belirleyecek.

Bundan sonra her maç final.

Antalyaspor taraftarının da önümüzdeki maçlara bu bilinçle bakması ve desteğini esirgememesi gerekir.

Çünkü bizim bizden başka dostumuz yok…