Dünyada en çok sempatizanı olan takımlardan birisi de hiç şüphesiz Barselona'dır.

Dünyanın neresine giderseniz gidin, Barselona takımının ürünlerinin satıldığı bir mağaza görürsünüz.

Gerek sportif başarı gerekse sponsorluk gelirleri anlamında dünyanın en büyük kulüpleri arasında yer alan Barselona bile 'Battık' diyorsa, Türk takımlarının bu durumuna aslında şaşırmamak gerekiyor.

Türk futbolu; çözüm anlamında herkesin aynı şeyi konuştuğu, çözümün bilindiği ancak bir türlü hayata geçirilemediği ve sadece sözde kalınan bir sisteme oturmuş durumda.

Yani çözüm içinde çözümsüzlüğü yaşıyoruz.

Herkes; alt yapıya yatırımdan, alt yapılardan, genç oyunculara şans verilmesinden bahsederken işin sonunda yine futbolu kafasında bitirmiş adamlara büyük paraların verildiği sonra da bekleneni veremeyince takımdan gönderilmeye çalışılan, parası ödenmeyen, ödenmediği için de uluslararası futbol mahkemelerinden hüsranla çıkılan dönemlerle karşılaşıyoruz.

Büyük beklentiler içerisinde transfer edilen oyuncuları gelirken havaalanlarında karşılayıp, kucaklara alırken; giderken ise kulüp yöneticisinin dahi yolcu etmediği elinde sadece valizi ile havalimanına giden oyuncuların görüntüleri ile karşılaşıyoruz.

Bunun örneği o kadar çok ki…

En son gelirken uçak rotasının dahi dakika dakika takip edildiği Falcao'nun gidiş görüntüleri ekrana bile gelmedi. Neden? Çünkü kimsenin umurunda olmadı.

Peki bizim mahallede durum farklı mı?

Elbette hayır. Bizler de Nasri, Menez, Vainqueur gibi futbolcuları havalimanlarında omuzlarda karşılayıp, giderken neredeyse arkalarına teneke takarak yollamıştık.

İşte bu yüzden genç sporculara güvenmenin, şans vermenin bu işin olmazsa olmazı olduğunu nihayet anlayabildik.

Türk futbolunun kurtuluşu budur.

Kayserispor alt yapısından yetiştirdiği iki oyuncuyu yurt dışına satarak kasasına 80 milyon TL para koyabiliyorsa bunu Antalyaspor neden yapmasın?

Bu paralar Türk takımları için neredeyse bir sezonun bütçesi.

Ancak bunu yapmayıp, hazıra konmak isterseniz de oyuncuyu getirirken de uğraşıyorsunuz, takımdan gönderirken de…

Aynı Atıf'ta olduğu gibi.

Sonra da hiç katkı koymayan oyuncuya, oynamadığı dönemin parasını dahi ödemek zorunda kalıyoruz.

Her zaman söylüyorum.

Antalyaspor için bir kuruş dahi çok değerlidir.

İşte o bir kuruşun hesabını iyi yapabilelim yeter…