Türk ekonomisi son yıllarda küresel dalgalanmalar, yüksek enflasyon, finansmana erişim zorlukları ve jeopolitik gelişmelerin etkisiyle zorlu bir sınavdan geçiyor. Bu süreçte şehirlerin ekonomik yapısı ve üretim kabiliyeti, ülke genelindeki ekonomik direncin anlaşılmasında önemli bir gösterge hâline geliyor. Antalya ise bu açıdan yalnızca bir turizm kenti değil, Türk ekonomisinin çok yönlü yapısını yansıtan stratejik bir merkez olarak öne çıkıyor.
Antalya denildiğinde akla ilk olarak turizm geliyor. Gerçekten de şehir, milyonlarca yabancı ziyaretçiyle Türkiye’ye ciddi döviz girdisi sağlayarak cari denge açısından hayati bir rol üstleniyor. Turizm gelirleri, Türk ekonomisinin zorlandığı dönemlerde adeta bir “nefes borusu” işlevi görüyor. Antalya’nın bu gücü, sadece otellerle sınırlı değil; ulaşım, tarım, gıda, inşaat, hizmet ve perakende sektörlerini de besleyen geniş bir ekonomik ekosistemi kapsıyor.
Ancak Antalya’yı Türk ekonomisi açısından daha değerli kılan unsur, tarım ve ihracat kapasitesi... Seracılık, yaş meyve-sebze üretimi ve tarıma dayalı sanayi, Antalya’yı yalnızca turizm mevsimine bağımlı olmayan bir ekonomik yapıya kavuşturuyor. Rusya, Avrupa ve Ortadoğu pazarlarına yapılan tarım ihracatı, Türkiye’nin dış ticaretine önemli katkı sağlıyor. Bu durum, ekonomide çeşitlendirmenin ne kadar kritik olduğunu da açıkça gösteriyor.
Öte yandan Antalya, Türk ekonomisinin yapısal sorunlarını da yansıtan bir ayna niteliğinde. Mevsimsel istihdam, artan yaşam maliyetleri, konut fiyatlarındaki hızlı yükseliş ve döviz kurlarına olan hassasiyet, kentte daha görünür hale geliyor. Turizme dayalı gelir artışı, her kesime eşit yansımadığında sosyal ve ekonomik dengesizlikler de kaçınılmaz oluyor.
Bugün Antalya’nın sunduğu tablo şunu gösteriyor; Türk ekonomisi doğru planlama ve sürdürülebilir politikalarla güçlü bir potansiyele sahip. Turizmin yanında tarım, lojistik, yenilenebilir enerji ve sağlık turizmi gibi alanlarda yapılacak yatırımlar, Antalya’yı daha dengeli bir büyüme modeline taşıyabilir. Bu da yalnızca şehrin değil, Türkiye ekonomisinin genel sağlığına olumlu katkı sağlar.
Sonuç olarak Antalya, Türk ekonomisinin hem güçlü yönlerini hem de çözüm bekleyen sorunlarını bünyesinde barındıran özel bir şehir. Bu potansiyelin doğru yönetilmesi, Türkiye’nin ekonomik geleceği açısından kritik bir fırsat sunuyor. Antalya’ya ve Antalya ekonomisine yön verenler bu fırsatı değerlendirebilirse bu kentte artık sorunları değil, avantajlarımızı konuşuruz.