Bugün size bir film ya da bir kitaptan bahsetmeyeceğim hepimizin ortak hikayesini anlatacağım. İllaki ilerde bu yaşadıklarımızı birileri kaleme alacak. Şimdiden yazara bir tavsiye vermek istiyorum, kimseden rol çalmasın bu hikayenin kahramanı biziz. Biz kim miyiz? Asırlardır bu coğrafyada yaşayan halkız. Hikayenin bir özetini geçmek istiyorum.

2023 senesine hızlı bir giriş yaptık. Ekonomik krizle baş etmeye, alışmaya, normalleşme çalışırken burada bir parantez açmak istiyorum bu süreçte hepimiz ekonomist olduk. Hayatta kalmak için insanüstü davranışlar sergiledik hatta iddia ediyorum başka gezegenlerde de hayatta kalma şansı en yüksek toplum biziz. Bizim bu anlamda sihirli güçlerimiz var.

Biz ekonomiyle boğuşurken 6 Şubat’ta asrın felaketini yaşadık. Ülkece felaketin üstesinden gelmeye çalışırken üstüne bir de sel felaketi yaşadık. Tüm bu felaketlerle uğraşırken bir anda gündemimiz değişti ve seçim telaşına girdik. “Teker teker gelin” deme lüksümüz hiç olmadı.

Cumhurbaşkanlığı seçim süreci başladı. Gündem tamamen değişti. Bir taraftan yirmi yıldır iktidar olan bir parti, diğer taraftan muhalifler, kıyasıya bir mücadeleye başladı. Birleşen muhalefetler -ki bu dönem de bayağı sancılı oldu- adı üstünde koltuk sevdası, masayı terk edenler, geri dönenler, imza toplayanlar derken karşımıza dört aday çıkardılar. Bunlardan biri iktidar, ikincisi muhaliflerin ortak adayı, üçüncüsü adaylığı fazlaca tartışılan bir isim, dördüncüsü ise biyografisi sağlam daha önce kurtlar sofrasında bulunmamış, açıklamalarıyla dik duran bir isim. Bu dört aday karşımıza çıktı. Çanlar çalındı ve kıyasıya mücadele başladı. Seçime birkaç gün kala, adaylığı fazlaca sorgulanmış adayımız bir skandala kurban gitti ve gerçekten yazık oldu. Geriye üç aday kaldı, birisi iktidar diğeri bir araya gelmiş muhaliflerin adayı üçüncüsü ise tamamen sürpriz bir isim. Süreçte mitingler vaatler derken 14 Mayıs kapımıza dayandı.

Seçmen olarak yorgun ve biraz da bıkkın olarak oyumuzu kullandık. Biraz kirlendik. Çoğumuzun derdi sürecin bitmesi ve normal hayatlarımıza dönebilmekti. Kast edilen normallik süreci de tamamen tartışmaya açık bir konu.

Sorunsuz bir şekilde herkes oyunu kullandı. Sandıklar açılmaya oylar sayılmaya başlandı ama sonra ne olduysa bir tıkanıklık yaşandı. Sanki zaman durdu. Yetkili merciden açıklama gelmeyen en uzun gece başladı. Bizim en uzun gecemiz 21 Aralık değil miydi? Tarih değişti, bundan sonra en uzun gecemiz 14 Mayıs gecesi. Çoğumuz ekran karşısında uyuyakaldı. Uyuduk uyandık ama dal kımıldamadı. Bir türlü seçim sonuçlanmadı. Sabah oldu, zombi gibi yarı uyur yarı uyanık işlerimize gittik, her mecrada seçim sonuçlarını aradık ama nafile, bir sonuç çıkmadı. 14 Mayıs’ı 15 Mayıs’la birleştirdik. İrademizi kullandık ama sonuçlanmayan bir sürece girdik. En sonunda yetkili merci seçimleri ikinci tura taşıdı. Sonuç; 28 Mayıs’ta tekrar sandıklarla buluşacağız.