Yazar Ayşe Kulin, 'Kendi vatanında bile yabancıdır kanadı kırık kuşlar' der bu son kitabında. Ve bir tarih yolculuğuna çıkarır okurunu. Yine yüreğe dokunur satırları ile, yine nefes nefese okursun Kulin'i. Son zamanlarda okuyup da fazlasıyla etkilendiğim bir roman mı evet ama Kulin'in hangi kitabını okuyup da son satırını noktaladığımda benim için 'En etkilendiğim kitap' oluyor zaten. Kanadı Kırık Kuşlar'da olduğu gibi. Kitap tamamlanır, kitabın kapağı ile birlikte gözlerim de kapanır, bu kez okuduklarımı kendimce yaşarım hayalimde. Romanın kahramanları olur dönemi yaşarım!

* * *

Tıpkı Kanadı Kırık Kuşlar'da olduğu gibi. Bu kez de 1930'lu yılların Nazi Almanya'sını ve Yahudi Schlimann ailesinin dramını onlarla birlikte yaşadım. Nazilerin, Yahudilere baskısı ve yayılan ayrımcılıklar nedeniyle ülkesini ailesiyle birlikte terk etmek zorunda kalan Yahudi asıllı tıp doktoru Gerhard Schlimann ve diğer Yahudiler, kendilerine kucak açan genç Türkiye Cumhuriyeti'ne sığınır.

* * *

İşte yaşanan hikaye de burada başlar. Yani 1930'ların Almanya'sından 2000'lerin Türkiye'sine uzanan Schlimann'ların dört kuşaklık yaşanmışlığını anlatıyor Yazar Ayşe Kulin. Ailenin, güçlü ve inançlı kadınları Elsa, Suzan, Sude ve Esra'nın sancılarını, değişimlerini satır satır anlatırken, bu dört güçlü kadının vatan sevgisini Türkiye'de nasıl da güçlü yaşayarak benimsediklerini yüreğe dokunarak anlatıyor.

* * *

Doğdukları topraklardan sırf din istismarı yüzünden kovulan Alman Yahudisi aile Schlimannlarla Müslüman Türk ailenin yolları İstanbul'da kesişir. Çocukları evlenir, torunları olur. Torunlar büyür onlar evlenir derken, ailenin ikinci, üçüncü ve dördüncü kuşağı kendilerini artık Türk olarak görür. Yıllar değişir ama Türkiye'nin olguları değişmez. İşte Ayşe Kulin, 'Kanadı Kırık Kuşlar'da, 'değişmesini istediğiniz olgulara karşı direnin' diyor. Okumadıysanız mutlak okumalısınız derim.