Sanki kıyıda köşede iyi haber kalmış gibi. Toplum olarak alıştık artık, gece yatıp sabah kötü haber duymaya. Bağışıklık kazandık olumsuz haberlere, eğer iyisini duyarsak şaşıracak hale geldik. Şimdi de kiracılara kötü haber veriliyor, efendim kira artış oranları yüzde 19'a dayanmış. Olsun, o da bir şey mi biz neler gördük, neler yaşadık ve de yaşıyoruz. Onun da üstesinden geliriz. Hani şairin dediği gibi 'vur ulan vur ben kolay ölmem' misali.

* * *

Hani şu yüksek enflasyon olayı var ya, hep onun yüzünden tüm ev sahibi ve kiracıları ilgilendiren karar. Yani demem o ki; Eylül ayında kira kontratı yenileyeceklere bu kötü ve can sıkıcı haber. Yüzde 19'lara varan kira artış oranı da, her babayiğidin altından kolay kalkabileceği bir rakam değil. Hele de asgari ücretli nasıl eder de bütçenin belini doğrultur anlamak çok zor. Elbette kira bedelinde yapılacak bu zammı, ev sahibi kendi istediği oranda hesaplamıyor. Hepimiz biliyoruz ki, Borçlar Kanunu kapsamında düzenlenen esaslara göre yapılacak zammın 'Üretici Fiyat Endeksi'nden yüksek olmaması gerekiyor. Yani suçlu, yüksek enflasyon.

* * *

İşte buyurun, yeni zamlar geliyor eli kulağında. Hem de açıklama Merkez Bankası'na göre. Üretici fiyatlarındaki yüksek artış, yeni zamların da habercisi. Hani ufak ufak gelmeye başladı ya bu mübarek zamlar, bir ay sonra kendini gösterecekmiş. Yüksek enflasyon uyarısı yapan ekonomistler, vatandaşa reçeteyi de sunsa fena olmaz. Enflasyonun yüksek olduğunu günlük yaşantımızda, çarşıda pazarda zaten görüyoruz. Cebimizdeki para eriyip buharlaşıyor. Sosyal kriz yaşıyoruz. Elbette enflasyon en fazla da asgari ücretliyi vurdu. Ne yapacağını bilemeyen asgari ücretli, yüzünü Ankara'ya döndü maaşına enflasyon farkı talep ediyor.

* * *

Enflasyon farkından yararlanan emekli ise umutla bekliyor. Bir gece ansızın elektrik ve doğalgaza ikinci kez gelen zamlar, benzine gelip de pompaya şimdilik yansımayan ama beklenen zamlar, zaten zincirin halkalarının uzayıp gideceğinin müjdecisi!

* * *

Bu arada okulların açılmasına da sayılı günler kaldı. Okul formasıydı, çantaydı, defteriydi, kitap kalemiydi derken aileler çarşı pazar alış verişteler. Amaç, daha uygun fiyata okul ihtiyaçlarını karşılayabilmek evdeki hesabı çarşıya uydurabilmek. Peki sizce bu mümkün mü, fiyat etiketleri almış başını gidiyor. Durumdan sadece tüketici mi şikayetçi elbette esnaf da çok memnun değil. Ne alan memnun ne satan.