Günlerdir şarbonla yatıp, şarbonla kalkıyoruz. Bir bu eksikti, Allah'ın izniyle o da oldu ve nur topu gibi bir şarbonumuz dünyaya geldi. Şimdilerde velvele büyük. Brezilya'dan ithal edilen büyükbaş hayvanlarda şarbon hastalığı görülünce, hayvanların karantinaya alınmadan yurda sokulduğu, gerekli denetimlerin yapılmadığı gibi ihtimaller üzerinde duruluyor. Asıl olan ne biliyor musunuz? Yıllardır yapılan et ithali ile birlikte ülkemize hastalıkların da ithal edildiği. Komplo teorisi üretmeye gerek var mı beyler.

* * *

Hayvanlarda şarbon görüldü mü, görüldü. Hastalıklı hayvanlar telef olmadı mı oldu. Bu hastalık besicisinden tutun da vatandaşları tedirgin etmedi mi? Eee daha ne?. Vatandaş, zaten ayda yılda bir uğradığı kasaptan şimdilerde elini eteğini çekti. Yetkilisi yetkisizi, önlemlerin alındığını denetimlerin titizlikle yapıldığını söylüyor. Ve de etlerin kesimhaneden kasaba gelene kadar denetlendiğini anlatıyor ama vatandaş da soruyor 'Bu kadar sıkı denetim vardı da şarbon nasıl ortaya çıktı?'

* * *

Kurban Bayramı sonrası ortaya çıkan şarbon, insanları hastanelik etti mi etti. Hastalıklı kurbanın etini mi yedik diyen vatandaş paniğe kapılarak hastanenin yolunu tutmadı mı? Bu hastalık yerli hayvanları da tehdit etmiyor mu elbette ediyor. Yani ithalin bedeli ağır oldu ve olmaya da devam ediyor. Veteriner Hekimleri Odası uyarıyor 'aman dikkat'. Tüketici Dernekleri Federasyonu sorguluyor, 'İthal edilen hayvanlar kurban pazarlarında satışa çıkarıldı mı? Kurbanlık hayvan olarak ithal edilen şarbonlu hayvanların tüketiciye satışı yapıldı mı? Ve de hayvanların hastalıklı olduğunu, tüketicilerin hasta olma deneyiminden mi öğreneceğiz?'

* * *

Tüm bu kaygı veren sorular yanıt bekliyor. Sorular yanıt bekleyedursun, yetkililer şarbona karşı önlem alıyormuş. Ve dahi hastalıklı hayvanların gümrükten nasıl geçtiğini araştırıyormuş. Yani görevlendirilen müfettişler ihmalleri araştırmaya başlamış. Günaydın diyelim mi?