Türk futbolunda bir kara gece varsa o da Pazartesi günü İstanbul’da Rams Park Stadyumu’nda yaşandı.
Geçmişte ince ince Anadolu takımları doğranırken belki de Türk futbol tarihinde ilk kez bir takım tüm Türkiye’nin gözü önünde bilinçli bir şekilde hem de utanmadan sahadan mağlubiyetle ayrılması sağlandı.
Verilen penaltılar, ofsayttan atılan goller, çıkarılmayan kırmızı kartlar…
Patagonyada bir futbol müsabakasında olsa hepimizin ‘daha neler’ diyebileceğim her şey Pazar günü Antalyaspor aleyhine yaşandı.
Karşılaşma sonrası ise kendi kendimi iyi iki yenilmişiz diyerek teselli etmeye çalıştım.
Çünkü sahada ve VAR’da öylesine kötü niyetli hakemler vardı ki, şayet karşılaşma berabere gitmiş olsa bu kez de Antalyaspor aleyhine kırmızı kartlar devreye girecekti ve Antalyaspor sahada Galatasaray gol atıncaya kadar eksik almaya devam edecekti.
Yani maçı kaybettiğimiz gibi bir de önümüzdeki haftalar için büyük yara alacaktık.
Şükür ki bu olmadı.
Sahadan tertemiz mağlubiyetle ayrılık ve buna sevinir hale getirildik.
Türk futbolu bunları hak ediyor mu?
İşte burası belki de en büyük soru işareti.
Çünkü Türkiye’de futbol öylesine kötü yönetiliyor ki kimsenin kimseye güveni kalmamış durumda.
İnsanlar futboldan soğudu.
Pazartesi günü oynanan müsabakada Galatasaray lehine verilen kararlar aleyhine verilmiş olsaydı ne olurdu?
Muhtemelen Galatasaray’ın hocasından tutun, başkanına ve tüm yöneticilerine kadar hepsi karşılaşma sonrası kameralar karşısına geçer maçı yöneten hakemlerin ve VAR hakeminin düdüğünü asmasını isterlerdi. Hem de çok yüksek perdeden…
Sosyal medyalarından ‘kara gece’ paylaşımları yaparlar; gazeteleri, televizyonları, yorumcuları baskı üzerine baskı kurardı.
Peki Antalyaspor’un canı yanınca ne oldu?
Herkes sessiz…
Ankaragücü haricinde ben bir başka kulüpten yapılan hakem hataları ile ilgili bir açıklama görmedim ve duymadım.
Ne yazık ki üç maymunu oynadığınız müddetçe herkesin, hepimizin canı yanmaya devam edecek. Ve piyon olarak, bu ligin figüranı olarak görülmeye devam edeceğiz.