* * *
Yanisi şu, biz yaza hazırız da acaba ruhumuz hazır mı? Şimdi 'o da nereden çıktı' demeyin. Hani havalar iyiden iyiye ısındı ve ısınıyor ya, işte sıcak havalarla birlikte, baharla gelen enerji azalıp, hem ruhumuza hem de vücudumuza bir rehavet çökmeye başlamıyor mu? Nedensiz bir yorgunluk mesela. Biraz daha derine inersek, belki yaz mevsiminin bir başka yüzünü de görebiliriz. Sonbahar, kış ve ilkbaharın çıkışıdır ya yaz. Hepsinin yorgunluğunu taşır ya sırtında, bizim de mücadele enerjimizi tükettiğimiz mevsimlerdir. İşte tam da bu sırada yazın düzlüğüne çıkmak, ruhumuzda bir yorgunluk bir hüzün yelleri estirir sanki.
* * *
İnsanlar bedenlerini, ciltlerini hazırlayarak yaza girmeye çalışırken, ruhsal durumlarını unutur sanki çoğu zaman. Biz onu ötelerken, üzerimizdeki ruhsal sıkıntıyı, halsizliği, isteksizliği, stresi en önemlisi de hızlı sinirlenmeyi, tahammülsüzlüğü ve işteki performans kaybını sıkça yaşarız nedenini sıcaklara bağlayarak. Ama uzmanlar bunun adına termal stres diyor. Ve dahi o güzelim yaz aylarının keyfine varabilmek için, sosyal aktivitelerde bulunmamızı öneriyor. Dahası açık havada spor yapmayı, koşmayı, yürümeyi öneriyor. Yani mutlu olmak için spor yapmayı öneriyor.
* * *
Yazı keyfince yaşamak için hazırlanmak gerekir, belki bireysel çözümler üretebiliriz. Mesela beklentilerimizde çıtayı fazla yükseltmemek gibi, yeni ve ilgi alanımıza giren aktiviteler yaratmak gibi, yazın ruhumuzu dingin tutmak, sıcağı soğutmak gibi mesela. Canım yani her şeyi de yazdan beklemeyelim değil mi, biraz da kendimiz efor sarf edelim enerjimizi yüksek tutmak için. Yaşadığımız coğrafyanın nimetlerinden yararlanalım deniz, kum, güneş. Ruhumuza da bedenimize de iyi gelecek önemli bir reçete. Daha fazlası varsa bir bilene sorun bi zahmet, bahaneler üretmeden.