İttire kaktıra 2024’e girdik. 2023, deprem başta olmak üzere felaket yılıydı desek yanlış olmaz. Türkiye Cumhuriyeti’nin de 100. yılıydı. Yani saltanat lağvedilip halk iradesine dayalı bir rejimin başlangıç vuruşu yapıldı 100 yıl önce. Padişahın tebaasıydık, cumhuriyetin eşit yurttaşları olduk. Altını çizelim: ‘Yurttaş’ olduk. Bundan rahatsız olanlar, padişah seviciler, saltanat heveslileri her ne kadar faal olsalar da cumhuriyetten geri dönüş zor. Tarih de kaydını tutmaya devam ediyor. Türkiye Cumhuriyeti emperyalist bir paylaşım savaşının küllerinden, dört yanı işgal edilmiş bir coğrafyadan doğmuştu, 100. yıla ise uluslararası sermayenin sahnede tuttuğu lidercikleri izleyerek adım attık. Emperyalizmin, küresel güçlerin, yeryüzünün bütününe yaydığı ‘azgın kapitalizm’ karşısında, örgütlenme olanağını iyice yitirmiş, baskılanmış, emeğine yabancılaşmış, kendini tarif bile edemeyen yığınlar duruyor. Günümüzdeki fotoğraf budur.
Demokrasi için aday adaylığı
İttire kaktıra girdiğimiz 2024’ün kapısında bizi bir yerel seçim bekliyor. Ayağımızın tozuyla sandığa gideceğiz. Göze çarpan ilk görüntü, aday bolluğu... Işığı gören ortaya atıldı. Her dönemde her yere aday olan isimlerin dışında, oldukça yeni isimler de var. Bazıları tamamen yeni, bir kısmı da ilk defa belediye başkan koltuğuna adaylığını duyurdu. Belediye meclis üyesi olmak isteyenlerle bu rakam daha da büyüyor. Bir yere aday olmak, aday adayı olmak cesaret işidir. Demokrasinin de gereğidir. Demokrasi böyle büyür, böyle gelişir. Partilerdeki adaylık yarışı sokağa taştı. Billboardlar şenlendi, aday adayları şimdiden mesajlarını, vaatlerini sıralamaya başladı. Bu yarışta CHP başı çekiyor. Adaylık yarışının sokaklara taşması da iyi bir şey... Antalya seçmeni hem yeni yüzlerle tanışmış oluyor, hem de sürece bir şekilde katılıyor. Billboardlar üzerinden oluşan bu tanınırlık anketlere de yansıyordur muhtemelen. Bu tanıtım kampanyasının tek taraflı değil, aslında iki taraflı, yani karşılıklı olduğunu söyleyebiliriz. Aday adayı seçmeni etkilerken seçmen de aday adayını şekillendiriyor. Umarım bu çabalar kişisel algılanmaz, partiler buradan yelkenlerine rüzgar doldurur. Sonuçta aday adaylarının cebinden, partilerinin logosu yayılıyor.
Antalya’nın kabuğu kırılsın
Siyasetin onlarca yıl aynı yüzler üzerinden yürümesi, toplumun gelişmediğinin, değişmediğinin, büyümediğinin işaretidir. Toplum aynı isimlerin peşinden giderek dinamizmini yitirir, tazelenmez, yeni kaynaklarla heyecanlarla fikirlerle beslenmez olur. Fakat deneyimin de büyük bir önemi var. Hem yapılan işlere, alınan kararlara yansıtılması, hem de sonraki kuşaklara aktarılması lazım. Gönül, bütün isimlerin yenilenmesini, tamamen yeni yüzlerin vitrine çıkmasını arzu eder fakat deneyimi de birikimi de göz ardı edemeyiz. Deneyimli, donanımlı isimlerle yeni yüzlerin, yeni heyecanların, yeni projelerin harmanlanması doğru olacaktır. Antalya’nın yeni projelere, yeni hayallere, yeni ufuklara, yeni bir bilince ihtiyacı var. Kabuğuna sığmayan ama bir türlü de bu kabuğu kıramayan bir kentte yaşıyoruz. Kent iyice sıkıştı, daraldı, adeta küçüldü. Yeni projeler ve yeni bir bilinç bu yüzden şart, zorunlu, vazgeçilmez.
Deneyim ve yeniliğin harmanı
Kent yenilenmek istiyor. Ortaya çıkmış yeni yüzler de var. Tabii sadece yüzle olmuyor bu işler. Birikim, donanım, kültür, ideoloji gerekiyor. Dert gerekiyor, dert edinmek gerekiyor. Bir sürü katmanı, tabakayı üst üste koyarak biriktirmiş, harmanlamış, bundan ince fikirler, hayatımızı kolaylaştıracak projeler, çözümler süzmüş olmak gerekiyor. Belediyecilik bir insanın doğumundan ölümüne kadar geçen süredeki her şeyi kapsıyorsa o koltuğa aday olanların da bu geniş yelpazede bir dolu plan, projeyle çıkması lazım karşımıza. İsimleri değil, logoları değil, geleceğimizi seçelim. Nasıl bir Antalya’da yaşamak istediğimize oy verelim.