Yatılı okul öğrencilerine sabahın köründe çorba dağıtan, takım elbise kravat döner tezgâhı önünde döner kesen, ya da menemen yemeği yapma hünerini göstermeye çalışan bir belediye başkan adayını hararetle alkışlamak! Oysa hüner, döner kesmek, menemen yapmak, çorba dağıtmak değil, o döneri, menemeni, çorbayı alabilecek, yapabilecek alım gücünü yükseltmek olmalı. Antalya’da çorbanın tası 80, dönerin 100 gramı 245, menemen yumurtasının tanesi 6 lira. Mesela geçen gün yazdım sabahın köründe et süt mağazaları önünde 1 kilo kıyma almak için kuyruğa giren yaşlı insanların durumunu. O kuyruğa girsinler de vatandaşın halini bir sorsunlar bakalım.
Alacakları cevap kesinlikle yazımda belirttiğim gibi, yaşlı insanların onlara sırtlarını dönmeleri olacaktır.
***
Padişahın biri patlıcanı çok severmiş. Dalkavuğu da; 'Aman padişahım, siz söyleyince ağzımın suyu akıyor, akşam olsa da yesek' dermiş. Padişah zamanla patlıcandan nefret etmeye başlamış. Dalkavuk da padişahın 'patlıcan' sözünü tamamlamadan 'Aman padişahım bu patlıcanın yenilmesini yasaklamak lazım' diye eklermiş. Bu konuşmaları duyan biri padişahın olmadığı ortamda dalkavuğa sormuş; 'Yahu sen bir zamanlar patlıcanı adeta göklere çıkarırdın, şimdi ise patlıcanı ve yemeklerini kötülüyorsun, nasıl olur da bu kadar değişebilirsin, hayret.' Dalkavuk hemen yanıtlamış: 'Bana bak arkadaş, ben patlıcanın değil padişahın dalkavuğuyum anladın mı?'
***
Dalkavukluğun dereceleri vardı. Bu en büyüğü olmalı:
Üçüncü Sultan Ahmet kendisine hediye edilen çok kıymetli bir zümrüt yüzüğü, bir gün, divan toplantısında vezirlerine göstererek: 'Acaba bundan, daha kıymetli yüzük var mıdır?' diye sormuş. 'Hayır, efendim, sıhhat ve afiyetle takınız. Bundan daha değerli bir şey olamaz' cevabını verdikleri halde yalnız sadrazam Nevşehirli İbrahim paşa itiraz etmiş: 'Bundan daha kıymetli bir şey vardır padişahım!'
- 'Nedir?'
- 'O yüzüğün takıldığı parmak!'
***
Bazen onur kazanır;
Halet Efendi, kendisine dalkavukluk etmeyen Moralı Osman Efendi'yi birtakım basit işlerle Anadolu'da dolaştırır. Ama onun bir gün kendisini görmek için geldiğini duyunca, sofaya koşarak karşılar ve gideceği zaman da merdiven başına kadar uğurlar. Olaya şahit olan İzzet Molla: 'Efendim!' der, 'Bu adama etmediğiniz kötülük kalmadı. Şimdi bu kadar iltifat edişinizin hikmeti nedir?'
Halet Efendi cevap verir:
- 'Evet, ben bu adamın her şeyini aldım. Ama üzerinde bir 'efendilik' var ki, onu bir türlü alamıyorum. Onu görünce de saygı duymak zorunda kalıyorum'
Çorba, döner, menemen üzerinden siyaset yapmak!