Büyük İskender’in Termessos’u alamayınca kapılarına dayandığı, Pisidia kentlerinden biri olan Sagalassos; Burdur’un Ağlasun ilçesinde, dağın yamacına kurulmuş, Roma’nın ihtişamını gözler önüne seren, imparatorların gözde şehirlerindendir.
Detayları atlamadan, keyifli bir gezi için 3-4 saatinizi ayırmanızı ve girişte düzgün bir plan yapmanızı tavsiye ederim. Yoksa soluk soluğa kalıp kendinizi “Şu nerede, bu nerede” diye sorarken bulabilirsiniz. Bu tarz eğimli yerlerde yukarıdan aşağıya doğru bir gezi planı yaparsanız hem yorulmazsınız hem de her yeri görme şansınız olur.
Turnikelerden geçip yolun sol tarafında ‘Roma Hamamı’nı görüyorsunuz. Buraya ‘İmparatorlar Hamamı’ da deniliyor. İki katlı devasa bir hamam, şehrin en çok su tüketiminin gerçekleştiği yer. Üst tarafını gezince rotamızı yukarı çeviriyoruz. Girişte sağ tarafta en az 50 odası olan Kent Konağı’nı geziyoruz. Sağ taraftan ilerlemeye ve tırmanmaya başlayınca önce bizi ‘u’ şeklinde bir çeşme ve üst tarafında da Neon Kütüphanesi karşılıyor.

Şehirde 5 tane çeşme bulunuyor. Çeşmeler ve hamam, şehrin su anlamında zengin olduğunun göstergesi. Bu çeşmelerden ikisi hala aktif. Hemen üst tarafında Neon Kütüphanesi; üzeri ve yanları kapatılmış, içeri girilmiyor. Bana Efes’i hatırlattı. Zemini de siyah beyaz mozaiklerle kaplı. Tırmanmaya devam ediyoruz. Çömlekçiler Mahallesi’nden geçerken konakta ve hamamda ve diğer yerlerde bolca gördüğümüz ve göreceğimiz kırmızı tuğlaların nerden geldiğini anlıyoruz.
Sonra bizi bütün heybetiyle 9 bin kişilik, dünyanın en yüksek rakımına kurulmuş tiyatro karşılıyor. Bu antik tiyatrolar o şehirde yaşayan insan sayısının dörtte bir oranında yapılıyor. Depremlerde sahne tarafı çökse de oturma alanları zarar görmemiş. Şehrin en yüksek yeri burası ve antik tiyatro dünyanın en yüksek rakımlı tiyatrosu...

İnişe geçiyoruz. Hamamım yanından devam ediyoruz ve kendimizi yüksekliği 15 metre olan Heroon Anıtı’nda buluyoruz. Bu anıt mezarın kime ait olduğu bilinmiyor. En hoş detay ise üzerinde Dionysos’un kızları (dans eden 14 kız figürü) resmedilmiş. Tabii orijinalleri Burdur Müzesi’nde sergileniyor. Sağımızda kaya mezarların yanından ilerleyip stadyuma ulaşılıyor. Stadyum, kilise ve yıkılmış çeşme...

Buradan dönüp Heroon Anıtı’nın yan tarafından ilerleyip meclis binasından geçip meydana giriş yaptık. Karşımızda ünlü Antoninler Çeşmesi...
Karşısına geçip bu güzelliği seyre dalıyoruz. Meydanda yürürken Romalıların ünlü oyunlarından olan ‘Ludus duodecim scriptorum’ yani 3 zarla oynanan tavlanın atası diyebileceğimiz bir oyun tablası görüyoruz. Romalılar bu oyuna çok düşkünlermiş.

Kentte bir tane de Macellum bulunuyor. Gıda pazarı da diyebiliriz ama çok kaliteli, ithal malların satıldığı bir yer. Kalıntılardan uzak denizlerde yaşayan balık kılçıkları bulunmuş. Zeminde çok hoş 2 tane denizyıldızı şeklinde rögar kapağı mevcut.

Aşağı Agora’ya ilerlerken hamamın alt katının agoraya açılan cephesini görebiliyorsunuz. Sonrasında Hadrian Çeşmesi’nden geçiyoruz. Yapı ayağa kaldırılmış ama bu çeşmeden su akmıyor. Aşağı Agora’da da son çeşmemiz Severuslar Çeşmesi bulunuyor.
Şehirde zaman çizelgesine göre halkın dini inanışlarını gösteren tapınaklar, kiliseler de var.
Sagalassos; kocaman, büyüleyici bir kent. İçinde yer alan her yapı kendine özgü bir yazıyı hak ediyor. Benim anlattıklarım “Sagalassos’ta sizi neler bekliyor” sorusuna basit bir cevap niteliğinde. Kesinlikle gidilip görülmesi gereken büyülü bir şehir...