İlk turda 8 milyon kişinin sandığa gitmediği, önümüzdeki seçimde ise “Nasıl olsa kaybettik” kaygısıyla seçime gitmeyeceğini söyleyen milyonların ağlamaları, sızlanmaları hatta kızgınlıkları nedeniyle hakaretlere ulaşan söylemleri dolaşıyor sosyal medyada ve benim çevremde.
Gazeteci meslektaşım, iflah olmaz sosyalist Sedat Kaya ‘Şimdi elveda zamanı değil’ başlıklı dünkü yazısında soruyordu; “Çocuklar siz ne yapıyorsunuz? Bu hareketin bir mantığı var mı? İlk turda hiç beklemediğiniz büyük bir hayal kırıklığına uğramış olabilirsiniz. Evet, karşımızdaki cephe bizden avantajlı. Ama seçim henüz bitmedi. Hala umut var. Umut varken umutsuzluğu körüklemek ne kadar doğru?”
Yazısını Nazım Hikmet’in “Mesele esir düşmek değil, teslim olmamak asıl mesele!” sözleriyle sürdüren gazeteci dostum Sedat Kaya’nın oy vermeyi düşünmeyenlere seslenen yazısının devamını kendi kaleminden okuyalım;
“Teslim olmayı kendinize yakıştırabilir misiniz?
Ben sizlere yakıştıramam.
Sonuna kadar umut, sonuna kadar mücadele.
Tarih bize diyor ki mücadeleden vazgeçen kaybeder.
Kazananlar hep direnenlerdir.
Şimdi elveda zamanı değil, direnme zamanı.
Adnan Yücel'in mısralarını hatırladınız mı?
Ey her şey bitti diyenler
Korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler.
Ne kırlarda direnen çiçekler
Ne kentlerde devleşen öfkeler
Henüz elveda demediler.
Bitmedi daha sürüyor o kavga.
Evet, sürüyor o kavga.
Pir Sultan bir kavga insanıydı.
Hak, hukuk, adalet yolundan hiç dönmedi.
Can verdi ama hiç vazgeçmedi.
Şu sözleri tarihe geçti.
Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan.
Milyonlar birleşe birleşe bir yola koyulmuşken bu yolda yoldaşlarınızı yalnız bırakmayın.
Halka küsüp kendi insanını aşağılayıp üstten bir tavırla sandığı boykot etmeye hazırlananlar, yarınlarda çocuklarına ve torunlarına bunu anlatamazlar.
Çünkü bu kavga kaybedilirse bunda sandığa gitmeyenlerin büyük payı olacak.”
Sandığa gidin.