Yeri ve zamanı geldi, yazmak, unutmamak gerekiyor. Atatürk sanatsal değeri olan her müziği sevmiş, her resmi alkışlamış, her heykele dokunmuş, çok yazarı övmüş, sanatçıları korumuş ama sanatı ve sanatçıyı ötekileştiren davranışlarda bulunmamış bir dünya lideriydi.

Bugün 119 yaşına giren Tosca'yıda Atatürk, 1913 yılında genç bir ataşe iken gittiği Sofya'da izlemiştir. Aldatma ve şüphe üzerine kurulu bir eser olan Tosca'daAtatürk'ü daha sonraları her dinleyişinde ağlatacakbir arya, bir şarkı vardır; 'E Lucevan Le Stelle'(Yıldızlar Parlıyordu) Opera tarihindeki adı'Aryaların Efendisi'dir.

Tosca operasının ikinci perdesi açılır. 'Kahrolsun saltanat, yaşasın Hürriyet' sözlerinin yer aldığı aryanın Atatürk'ün içindeki fikirleri daha da ateşlendirdiği söylenir.Genç Atatürk'ün Tosca rolündeki sopranoya platonik aşkla tutulduğu da yazılır. E Lucevan Le Stelleopera tarihinin en güçlü ve en güzel aşk şarkısıdır. İlk 1900 yılında Toscana topraklarında sahne alır, Roma'da. Sonra dünyayı dolaşır. Tenor Pavarotti mükemmel söylerdi bu şarkıyı. Aradan 119 yıl geçti.

Atatürk'ün çok beğendiği şarkının sözleri şöyle;

'Parlardı yıldızlar ve mis kokardı toprak,

Gıcırdardı kapısı bahçenin ve bir ayak sesi gelirdi topraktan.

O gelirdi, mis kokusuyla, kollarımın arasına düşerdi.

Ah, tatlı öpüşler, yumuşak okşayışlar. Heyecandan titrerken ben, güzelliklerin örtüsü açılırdı!

Sonsuza dek kayboluyor aşk hayalim. Zaman uçtu gitti.

Bense ölüyorum, çaresiz! Hayatı hiç bu kadar sevmemiştim!'

Atatürk'ün Tosca ile başlayan opera sevdası 200 yılı aşkın bir süredirönemli eserler veren Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın gelişmesi ve büyümesine katkı koyacaktır. Osmanlı'da 'Musika-i Humayun' olan adıCumhuriyetle birlikte 'Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası' olan kurum 1924 yılında Atatürk'ün talimatıyla Ankara'ya getirilir. Orkestra artık saraya özel müzik yapmaktan vazgeçecek, halkın kültür ve sanat düzeyini yükseltmek amacıyla faaliyet gösteren öncü bir sanat kurumu niteliğini kazanacaktır.

Müzik,Atatürk'ün en büyük tutkularının başında geliyordu. Dans etmeyi çok seviyordu. Balolara katılırdı. 1 Eylül 1924'te 'Musiki Muallim Mektebi'ni açtı. Sanatçı ve müzik öğretmeni yetiştirmek üzere Berlin, Paris, Budapeşte, Prag gibi Avrupa'nın önemli kültür şehirlerine yetenekli gençler gönderilmeye başlandı. Şehir Tiyatroları kuruldu. 1930'da İstanbul Opera Cemiyeti kuruldu. Dolmabahçe Sarayı'ndan çıkar yürüyerek Taksim'deki Elhamra Sineması'na film izlemeye giderdi. 1926/27'lerde Güzel Sanatlar ile ilgili okulların açılmasına önayak oldu. Ressamlar onun döneminde yetişmeye başladı.

Her zaman ve her yerde yazar ve söylerim. O mükemmel bir asker olduğu gibi sanatsever bir dünya lideriyd